19 Kasım 2008 Çarşamba

Partiler yasası, CHP rezilliği, Nur Serter ve Laiklik Mitinglerine toptan giydirmedir ( baştan yazayım ister okuyun ister okumayın)

Öncelikle bu yazıya politikacıları yada politikayı yermekle başlayacaktım ama onu nasıl olsa yaptım, bir kaç başlık aşağıda.... Bu yazıyı yazmamın en büyük sebebi, CHP nin 360 derece dönüp, çarşaflı bir kaç kadını üye yapıp bunu da PROPAGANDA malzemesi olarak kullanması.

Tarih boyunca kadın, din ve ideolojiler hep "tutarsız" ve istenilen yönlere çekilmiştir. Bunu yadsıyamayız. Açıkçası politika nın bu hale gelmesind e kuşkusuz Macchiavelli nin çok büyük katkıları olmak ile beraber, " Siz zalimlere iktidara gelmenin yollarını öğrettiniz" diye sitem edildiğinde " iktidardan nasıl alaşağı edileceğini de öğrettim" diyebilecek bir kapı bırakmıştı. Türkiye de daha hitler yada mussolini tipi birisi iktidara YASAL yollardan gelmedi ama. AKP nin son seçimi kazanması ve olanlar bana III Reich i hatırlatmaya başladı. Ve en sonunda iş laiklik mitingleri denen başka bir rezilliğe kadar gitti neden rezillik.

Önce insanları "Ne şeriat ne darbe tam bağımsız Türkiye" diye bağırttılar aslında güzel bir slogan buna itirazım yok. Peki Sayın Nur SERTER " Hiç bir siyasi parti ile alakamız" yok derken ne demeye chp den gitti milletvekili oldu? Arkamızda siyasi destek yok derken, CHP nin otobüsleri ile insanları şehir şehir taşımadı mı? Evet bunu yaptı. Sonuç olarak Laiklik mitingi adı altın da CHP ve ADG ilerici(!) ( sonuç olarak başı açık olmak, türbanlı yada çarşaflı olmak bana göre gericilik meselesi değil inanç meselesidir) insanları ve bu bağlamda özellikle KADINLARI sömürmedi mi? Tv ye çıksın diye TÜRBAN ATTIRMADILAR mı bir kadına? Ama dün yaptığı açıklamaya bakarmısınız?

stanbul Milletvekili Nur Serter: “Bu bir açılım falan değildir. Yolsuzluk, yoksulluk ve işsizlikten bunalan ve partimizi seçen insanları ‘sizin kılık ve kıyafetinizi beğenmiyoruz’ diye geri çevirmemiz söz konusu olamaz.”

Bunun adı ikiyüzlülüktür, inandığı tek değerin sadece ve sadece iktidar olmasıdır.Yani tutarlılık bağlamında sıfırdır. Sonuç olarak Laiklik Mitinglerine TARAFSIZ diye katılanları sömürüp hem milletvekilliği hem de kıyak emeklilik kazanmıştır. Boşa dememişler RÜŞVET ULUSLAR ARASI PARA BİRİMİDİR diye.

Şimdi ben bu mitinglere zaten karşı idim katılmadım. Bu budur diyecekseniz ve 3 kuruşluk rant için kullanılanlar ne olacak? Ya da iyi niyeti ile gidip sömürülenler. İşte böyleeee uyutulacaklar....

Chp ye gelirsek. Muhtemelen bir yer Üniversitelerimiz de eğitim kötü şöyle böyle diye yırtınmışlardı, ama Üniversiteler o hale gelirken kendileri mecliste meltem den muhalefet ile esmekte idiler. Sonra ne oldu, AKP % 47 alınca iyice şirazeden çıkıp seviyesizleştiler meltem den muhalefet yanında kötü kokuları da getirmeye başladı. Dokunulmazlığı kaldıracağız deyip, hala bir adım atabilmiş değillerdir atmadılarda kendileri gidecek yoksa... Eh nihayetinde AKP ye BÖLÜYORLAR deyip kendileri ortamı çok fazla geren ve Türban karşıtı söylemi ve türban yada çarşaf ın ülkeyi böleceği söylemine sarıldılar bu paniğin ilk belirtisi idi. Veeee en sonunda




Gördüğünüz resim oldu. Şimdi bu normal gelebilir ama bana sorarsanız değil. Siz değil miydiniz inancı için örtünenlerin EĞİTİM HAKKININ elinden alınması için evet diyen? Siz değilmiydiniz türban bu ülkeyi böler diyen? Şimdi bu ne siz insanların inancını sömürmekle suçladığınız AKP den ne farkınız kaldı? Aslında bir farkınız var onlar o yada bu şekilde bunun mücadelesini verdiler!.... Sizde ülkeyi bölmek ile suçladınız. Sonuç? İşte bu "denize düşen yılana sarılır" misali bu insanları mı sömürmeye başlayacaksınız? Peki ya sizin verdiğiniz reylerle Üniversitelere alınmayanlar? Ya da iş bulamayanlar. Uygarlık ölçütünüz semboller mi? Beyin mi?


Ha diyeceksiniz partiler yasası ile bunun ne alakası var, eğer adam akıllı bir partiler yasamız olsa idi Baykal efendi bunları yapamazdı, zira parti genel başkanı her şeyi yapabiliyor yani ülkemizde aksırıklı da olsa var olduğu söylenen demokrasi siyasi partilerde yok. Sonuç işte böyle karaktersiz, tutarsız politikalar.....


Son olarak,

" Politika insanları gitmek istediği değil gitmesi gereken yöne yönlendirme sanatıdır" Theodor Hauss


18 Kasım 2008 Salı

Grafittiler ( rev II )

Grafittiler her toplumun aynasıdır aslında. Gelişimine bakılırsa sprey boyaların gelişimi ile beraber gelir. Aslında yapanlara " 15 yaşında çocuklar dense de" okuduğum bir röpo rtajda bu yaşın 30 lara kadar çıktığı görülmüştür... Aslında graffiti her ülke de farklı şekillerde boy gösterir kimisinde düzeni eleştirir, kimisinde özgürlük ister, kimisinde bastırılmış cinsel dürtüleri irdeler, kimisin de hayata matrak tarafından bakar..... Neyse bu yazıyı yazarken aklımda olanlarla başlayıp gün geçtikçe gelişen bir arşiv oluşturmayı planlıyorum sizde, helalarda, duvarlar da, hoşunuza giden yazıları bana öm ile bildiririseniz çok güzel olur.....

Silahlar insanı öldürmezler, sadece öldürmeyi kolaylaştırırlar / anonim

"Bütün kadınlar güzeldir." lafı sürümden kazanmak isteyen erkeklerin uydurmasıdır. / Bar helası imiş

Yeni nükleer silahlara hayır, önce eskileri kullanalım / Oslo

Rüşvet, uluslararası para birimidir. / Anonim

Boks spor ise savaş olimpiyattır. / Anonim

Her hayal gerçek olmaz. / İspanya

İşlediği suçlardan sonra özür dileyen yönetimlerin oynadığı oyunlara karşı dayanışma! / Fransa 1968

Savaş iyi bir iştir - Oğlunla yatırım yap!... / G.doğu Asya

Diyet ile bu kadar uğraşacağına patırtı çıkartı!:... / Muhtemelen norveç

Ağlamak için gözyaşartıcı bombalarınıza ihtiyacım yok!.... / ABD 1970 ler

Kürdanları yerlere atmayın. Bitler yüksek atlama çalışıyot!.... / İstanbul / bar tuvaleti

Bize bir hayat verdiniz ama uğrunda yaşanacal hiç bir şey vermediniz!:... / Oslo

Yasaklamak, yasaktır!... / Paris 1968

Tanrı ölmüş olabilir ama, 50.000 sosyal görevli onun yerini almış durumda. / Oslo

Devrim, entellektüellerin uyuşturucusu / Caravan 2002 idi sanırım.....

İntihar özeleştirinin en dürüst biçimidir / Bilinmiyor ( Aforaya..... )

Tanrı, ateizmi bağışlasın!.... / Paris 68

Tanrıı herşeyi görür ama dedikodu yapmaz!.... / bilinmiyor

Seks mantıktan daha iyidir ama bunu ıspatlayamam / TAksim de bir internet kafe nin helasından.


Sağa oy veriyorum, çünkü ben bir eşşeğim / Paris

Kadınlar mizah yeteneğinden yoksul yaratılmışlardır.
ERKEKLERE GÜLMESİNLER DİYE!..... / norveç

Kadın olmak zor şey;
Erkek gibi düşüneceksin,
Genç bir kadın gibi davranacaksın,
Ve eşşek gibi çalışacaksın. / Karakedi kültür merkezinde bunu not almamı sağlayan hanıma teşekkürler.

İsa kurtarıcımızdır!....
Altına
KENDİNİZ KENDİNİZİ KURTARIN BEN YORGUNUM / İSA
(NORVEÇ )

Hayat seks yolu içen bir hastalıktır / Norveç

Kadınlar basit şeylerden hoşlanır, mesela erkeklerden!.... / Oslo ( kaya mı one be bu dağdı ah kafam!.... )

Enerji tasarrufu yap!
Afişin altına
DAHA YAVAŞ SEVİŞ!.... ( Taksim de bir afiş )

HATALARIMIZDAN BİR ŞEYLER ÖĞRENİYORSAK; MÜKEMMEL BİR EĞİTİM ALMIŞIZ DEMEKTİR.... / NORVEÇ!....

Polise yardım et!:.. Kendine ateş et!.... / Türkiye 1984

SAĞLAM YAŞA, PAHALI ÇAL, HIZLI KAÇ / Norveç

Biz az bulunan çoklarız!... / Norveç

Bu kostümlü prova falan değil, hayatın ta kendisi!....

Seks briç gibidir: İnsanın iyi bir eşi yoksa iyi bir eli olmalıdır / Norveç

Evlilik, aslında karının aslında ne tür bir erkek ile evli olmak istediğini anlayabileceğin bir süreçtir... / bilinmiyor

Orduya katıl ve öbür dünyayı tanı!.... / Abd de ırak işgali için asker arayan metne eklenmiş......

SSCB de yaşama kuralları
1. Düşünme
2. Düşünsen de, konuşma.
3. Konuşsan da yazma.
4. Yazsan da yayınlama,
5. Yayınlasan da adını verme,
6. Adını versen de, hemen inkar et.
( Gorbaçov zamanı sanırım )

Sevaplarımla ağlayacağıma, günahlarım ile gülerim daha iyi!.... / RUsya

Gıda planlamasına katkı da bulun, zenginleri ye!.... / İtalya

Seçimler yasal olmasaydı, düzen değişirdi / Norveç

Ve Tanrı yük taşıyan tekmeleyen ve anıran bir hayvanı yarattı
VE OSLO POLİSİ DE O HAYVANLARIN HEPSİNİ İŞE ALDI (aslında türk polisi olarak değiştirilebilir değil mi? ) / Oslo

Geçen günkü mavi elbiseli kadı, eğer bu yazıyı okuyorsan sende bir problem var demektir. ( Fransa /Erkek tuvaleti )

Killroy was here!....

Şim di killroy a bir paragraf açalım, kim olduğu konusunda çeşitli rivayetler vardır İngiltere de itfaiyeci veya asker olarak geçer genelde ama bilinen 2 ci dünya savaşında Killroy un ortaya çıktığıdır. :)

İçki Kötülüklerin anasıdır.
ANA GİBİ YAR VATAN GİBİ DİYAR OLMAZ. ( Ankara siteler bir cami duvarı )

Güneş aydan ayrılana kadar seni seveceğim ( Kurtuluş/son durak )

Uçurumun kenarında olsan bile hayata gıcıklık olsun diye gülümse. / Norveç Graffiti




Şimdilik bu kadar yavaş yavaş eklemeler olacaktır.

ÖLÜM GENE Mİ? IŞIKLARI SÖNDÜRÜN, PERDEYİ AÇIN GELİYORUM.....

Ölümün kapısından geçerken bazı ünlülerin söyledikleri....

John Adams ABD Başkanı
"Thomas Jefferson.... Hala yaşıyor."
( AYnı gün ve daha erken saatlerde Jefferson un öldüğünü bilmiyordu )

Ethan ALlen Amerikan Bağımsızlık Savaşı Generali....
Onu rahatlatmaya çalışan doktorun " General, korkarım melekler sizi bekliyor" sözlerine cevabern " Bekliyorlar öylemi? Bekliyorlar öylemi? Bırak Beklesinler!..."

Leydi Nancy Astori İngiliz politikacı ve sosyete mensubu
"Son hastalığında kısa süre ayıldığında
"Ölüyor muyum ? Yoksa doğum günüm mü?"

P.T. Barnum, müteşebbis
"Madison Square Garden' da hasılat nasıldı bu gün? "

John Barrymore aktör
"Ölmek ? Hayır demek zorundayım dostum. Hiçbir Barrymore böyle sıradan şeylerin başına gelmesine izin vermez."

Napolyon Bonaparte....

"Josephine...."

Winston Churchill, İngiltere Başbakanı
"Bunların hepsinden sıkıldım"

Charles Darwin, bilimci
"ölümden azıcık bile kormuyorum"

Thomas Alva Edison, mucit
"orası çok güzel..."

İngiltere kraliçesi ". Elizabeth
"Bir ana karşılık tüm mal varlığım"

Benjamin Franklin, Amerikan devlet adamı ve mucit....
"Ölmekte olan bir adam hiç bir şeyi kolay yapamaz."

Ernesto "Che" Guavera
Celladına " Beni öldürmeye geldiğini biliyorum. Ateş et korkak, sadece bir adam öldürüyorsun"

Heinrish Heine, Şair
"Tanrı beni affedecektir, bu onun dizesi"

Henry VIII., İngiltere Kralı
"Herşey yok oldu. Keşişler, keşişler,keşişler."

Andrew Jackson, ABD Başkanı
"Hayır ağlamayın, iyi çocuklar olun , cennette hepimiz buluşacağız"

Thomas Jefferson, ABD başkanı
4 temmuz 1826 da öldü
"Bu gün ayın dördü mü?"...

Fransa Kralı XIV: Louis
" Neden ağlıyorsunuz? Ölümsüz olduğumumu sanıyorsunuz?"

Fransa Kralı XVIII louis
"Bir kral ayakta ölmeli"


Karl Marx, Filozof, devrimci
"Hadi, dışarı çıkın. Son sözler yeteri kadar konuşmamış aptallar içindir"

Benito Mussolini , İtalya Diktatörü
" Beni kalbimden vurun ve bu işi uzatmayın"

Pablo Picasso, ressam
"Şerefime için"

Leonardo Davinci sanatçı, mucit, rönesans adamı...
"İşimi olması gereken düzeye getiremediğim için, tanıryı ve insanlığı gücendirdim"



ÖLÜM GENE Mİ? IŞIKLARI SÖNDÜRÜN, PERDEYİ AÇIN GELİYORUM..... W. Sheakspare.....

1653 teki bir Nutuk Oliver Cromwell


Dunya tarihini degistiren 50 nutuktan biri sayiliyor
Yer ingiltere, yil 1653


OLVER CROMWELL











OLIVER CROMWELL HAKKINDA KISA BİLGİ (WIKIPEDIA/TÜRKÇE)


Meclis oturum halindeydi, meclis üyeleri her zamanki gibi
kendi
çıkarlarını koruyan bir kanun maddesini tartışıyorlardı.
Generali
salonda görünce kakofoni durmuştu, ağır adımlarla meclis
başkanının
kürsüsüne yaklaşan general tane tane seçilmiş kelimelerle
konuşmaya
başlamıştı:

'Oturumunuzu sonlandırmaya geldim, meclisi yaptığınız her
icraat ile
kirletmenize ve şerefsizleştirmenize artık kalıcı bir son
vermeye
geldim, siz ki fitneci, fesatçı, meclis üyeleri, siz ki iyi
bir
hükümet olmak dışında ki her şey! Kiralık sefil yaratıklar,
zavallılar, ülkenizi en küçük şahsi çıkar adına satılığa
çıkaranlar,
Judas gibi birkaç kuruş için Tanrı'ya ihanet edenler, içinizde
bir
parça da olsun erdem kalmadı mı? Bir parça vicdan da mı yok?
Atım
kadar bile dindar değilsiniz! Altın sizin yeni Tanrı'nız
olmuş!
Satılığa çıkarmadığınız bir değerde mi kalmadı? Ulusunuzun
adına iyi
bir şey düşünemez misiniz? Sizi çıkarcı sürüsü, bulunduğunuz
bu kutsal
meclisi varlığınızla kirletiyorsunuz! Tanrı'nın kutsadığı bu
meclisi
ahlak yoksunu davranışlarınızla hırsızların ini haline
çevirdiniz!
Halkın size verdiği yetkiyi kötüye kullandınız, siz ki halkın
umutsuz
dertlerine çare olmalıydınız, kendiniz halkın en büyük dert
kaynağı
oldunuz! Ama ülkeniz beni bu asırlardan beri temizlenmemiş
ahırı
temizlemeye çağırdı! Ve bu gücü de bana Tanrı verdi, bu şeytan
ocağını
yönetmeye geldim, ki vay halinize! Şimdi derhal defolun! Acele
edin
rüşvetin köleleri! Acele edin gidin! Süslü saltanat
eşyalarınızı alın
ve gidin!'

Bazı parlamento üyeleri 'meclisin üstünlüğü' ya da 'halkın
iradesi'
falan gibi laflar edecek olmuştu. Generalin insanı donduran
bakışları
karşısında hepsi susmuş, usulca ve ellerinden geldiği kadar
çabuk tüm
korkakların yaptığı ve yapacağı gibi meclisi terk etmişlerdi.

Din adına ülkeyi yobazca yönetmenin bedeli bir süngünün veya
kılıcın
ucunda bertaraf edilmekti. Bu dün nasıl böyle ise bu gün de
öyledir
yarın da öyle olacaktır. Ha unutmadan yukarda ki hikaye
demokrasinin
beşiği diye bildiğimiz İngiltere de geçmişti, 1653 senesinin
20 Nisan
günü OLİVER CROMWELL adındaki bir general idi yukarda ki
sözleri sarf
eden.

Küçümseyenler veya kör cahiller için birde hatırlatma yapalım,
bu
nutuk tarihi şekillendiren 50 söylevden biri sayılıyor!!!

Şappadanak konuya girmek ( konumuz politikacılar maalesef. )

Macchiaveliye isyan etmişler; " sen zalimlere iktidara gelmenin yollarını öğrettin" Macchiaveli itiraz etmiş
" Hayır! Nasıl gönderileceklerini de öğrettim" diye. Evet Hep müzik konusunda yazdım ve alıntıladım. Bu gün şappadanak ve direkman politika ya gireceğiz. Belli alıntılarlar anektodlar/ politikacılar hakkında güzel(!) özdeyişlere bol bol yer vereceğim. :)

Politika nedir? Joubert e göre " Halkı gitmek istediği değil gitmesi gereken yere götürme sanatı"dır, Napolyon a göre "Alın yazımızdır", Rathenau ya göre ise "Politika alın yazımız değildir, alın yazımız ekonomidir".

Şimdi herkes farklı şeyler söylüyor değil mi? Ne güzel e zaten "fark" lar olmasa hayatın tadı mı kalırdı? Neyse mizahçılar da politika ve politikacılar konusunda boş durmamıştır kesinlikle. Görelim mi? Buyrun

"Politika dili uzun gevezelerin cennetidir" G.B. SHAW
" Politikacıların birbirleri hakkında söyledikleri doğru kendileri hakkında söyledikleri yalandır" M. Twain.

Ne güzel de söylemiş ikisi de. :) SOnuç olarak ne çekersek politikacılardan, iktidarlardan çekmiyor muyuz? İkinci dünya savaşını, 2001 krizini, Irak savaşını hatta daha yakın örnek verir isek Gürcistan - Rusya savaşını çıkartanlar gene politikacılar çıkartmadı mı?

"Politikacılar savaş çıkartır, meydan da askerler çarpışır onlara da izlemek kalır" S.G. PATTON

Bakın 2 ci dünya savaşının gölgede kalmış generallerinden birisi ne güzel söylemiş. :) E şimdi bütün bunları yapan "politikacılar" peki biz seyircilerin hiç mi suçu yok?

Gene eskilere 2 ci dünya savaşı öncesine gidelim. Hitler gibi bir zalimi göz göre iktidara getirenler almanyadaki seyirciler değilmi idi? Veyahutta % 47 ile iktidara gelip nedense benim hep kalan % 53 ile karşılaştığım iktidarımız? Ne güzel değil mi?

Carl Valentin, hitler zamanında bir komedyen hitler yeni anayasa paketini açıklıyor ve demokrasiyi rafa kaldırıyor. SOnuç olarak % 99 oy ile de referandum u kazanıyor. Carl Valentin iile arkadaşı sohbet ediyorlar. " Yahu nasıl olur yahu % 99 oy ile kabul edilir" diye sorma gafletinde bulunuyor Carl valentin gayet sakin " yahu demek ki hep kalan % 1 e denk geliyoruz!.... "

Sonuç olarak evet oyu veren herkes hayır oyu verdiğini söyleyemiyor bile. ( Bu ergene.... pardon SS lerin sardığı korku olmasın?... )

Sonuç olarak politikasız yapılamayacağın göre neden politikacıların çoğu dürüst olmaz. Cevabı gene M. Twain yapıştırıyor " E yolunacak kazlar olmasa idi, politika nın eğlenceli tarafı mı olurdu ki?.." Doğru mu yalan mı bilemiyorum özellikle ülkemizde politikacılarımızın çoğunun adı yolsuzluk ve bilumum şeylerle anılır ve genel dede dokunulmazlık "zırhına" sığınırlar. Veyahutta illegal işlere bulaşmış insanlar bizzat başbakan tarafından " Vatan için kurşun atanlar" sınıfına sokulup bir de övülür. E Gene G. B. Shaw a gidelim hemen " Vatan hainlerinin en büyük sığınağı vatanseverliktir!.... ". Ne güzel ama nede yakıştı iki söz birbirine artık. Körlerle sağırlar birbirini ağırlar.... :)

İŞÇİLER GİTAR ÇALARAK İSYAN EDERSE…

ALINTIDIR!.......
http://izmirliselibulteni.blogspot.com/2008/02/heavy-metal-kltr-zerine.html
ALINTIDIR!


Metal müzik dendiğinde ne anlaşılıyor Türkiye’de? Heavy Metal’in tarihine bakmadan önce bu müziğin toprağımızdaki tarihçesine biraz bakmak lazım aslında. Şu bir gerçektir ki, bu müzik türü Türkiye’de asla anlaşılamadı. Bunun en büyük sorumlusu da devlet ve metal müzikle uğraşan müzisyenlerimizdir. Hemen 90’lı yılları hatırlamak gerekir. Metal müzik en ihtişamlı yıllarını 80’lerde yaşadı şüphesiz, bunun dalgası ise Türkiye’ye ancak doksanların ortalarında geldi. Ya da gelecekti ki, gelemedi. O yılların ana haber bültenlerini hatırlayalım. “Satanistlerin toplandığı müzik marketine polis baskını!” tarzında haberler hiç eksik olmazdı. Fantastik Kurgu Edebiyatı ve Metal Müzik ile ilgilenen gençler kendi müzik marketlerini kurmuşlardı ve buralarda toplanıyorlardı. Çoğu hayatın köşesinde kalmış, uyuşturucuya bulaşmış, dışlanmış gençlerdi. Toplumun “lanetli” kısmına üyeydiler. Siyah giyiniyorlardı, ilginç makyajlar yapıyorlardı. Bunların da ötesinde geleneksel toplum ahlakına uymuyorlardı. Özgürce içiyorlardı, özgürce sevişiyorlardı vs. Evet bunlar metalcilerin “pislik” yönleriydi. Bu şekilde bakınca ne kadar da iğrenç ve yoz bir kültür olarak görülüyor Heavy Metal, değil mi? Ama şu dar bakış açısını aşmak lazım bu kültürü anlamak için.



60’lı yıllardayız şimdi, İngiltere’nin işçi havzalarında… Çivi sanayinde çalışan genç işçiler, sonsuz sömürü düzeni içinde, çarkların arasında her gün ve her gün yeniden ezilen genç işçilerleyiz. Tüm gün süren bu ücretli kölelik düzeni bitip de akşam olduğunda kendilerini barlara atıyorlardı. Ama bu barlar bildiğimiz barlardan değildi. Aslında bu mekanlara bar demek bile yanlıştı, barakalardan kurdukları kendi eğlence merkezleriydi buralar. Zenginler Elvis ile ve diğerleriyle coşup eğlenirken, kulağa hoş gelen müzikleri ile göze hoş gelen danslarıyla geçiriyorlardı akşamlarını barlarda. İşçilerin de eğlenmek hakkıydı, fakat zenginlerin mekânlarına giremiyorlardı, öyleyse kendi kültürlerini yaratmak zorundaydılar. Ve yarattılar da. Sistemin tam da zıttında bir kültür yarattılar ama! Zenginler kulağa hoş gelen müzik dinliyordu, genç işçiler ise çivi bileklikleri ile tenekelere vurarak ritimden ve notalardan yoksun kulak tırmalayan müzikler yapmaya başladılar.(Bugün metalci gençlerin taktığı bileklikler de o dönemin çivi işçilerinin taktığı çivi bilekliklerinden geliyor.) Zenginler popolarını sallayarak dans ediyorlardı, genç işçiler ise içlerindeki tüm nefreti danslarında yansıtıyorlardı. İçlerinden geldiğince kafalarını sallıyorlardı. İşte böyle bir ortamda doğdu Heavy Metal. O dönemin ilk sert müzik gruplarına bakarsanız hepsi işçi havzalarındaki barlarda doğmuşlardır.

Heavy Metal’in müzikal köklerine bakmadan önce ilk Heavy Metal grubu olan Black Sabbath’ın üyelerine bir göz atalım. Ozzy Osbourne bir mezbahada kesim görevlisi idi. Joey di Maio, ışık teknisyenliği yapıyordu. Grubu kuran İommi, bizzat fabrikada çalışıyordu ve ciddi bir iş kazası geçirmişti. Farklı işkollarında çalışan bu gençler vardiya çıkışında Birmingham bölgesinde buluştukları bir pubda tanışmışlardı.

Bir kültür olarak Heavy Metal böyle doğmuştur. Emeklerinden başka satabilecekleri hiç bir şeyi olmayanların, proleterlerin müziği olarak doğmuştur. Peki Heavy Metal’in müzikal kökleri nereye dayanıyor? Bu soruyu yanıtlamadan önce yarım bıraktığımız 90’lardaki Türkiyeli “satanist” metalci gençliğe dönelim.



u açıktır ki, yozlaşma sadece metalci gençler arasında olan bir şey değildir. Hepimiz çok iyi bilmekteyiz ki “clup” diye tabir edilen “dumtıs dumtıs” tarzı müziğin dinlendiği mekânlarda da uyuşturucu ve alkol hat safhada tüketilen bir şeydir. Arabesk müzik içinde de şiddet ve alkol/uyuşturucu yaygındır. Öyleyse şu sonuca varmak yanlış olmayacaktır, gençler metal müzik birden ortaya çıktığı için yozlaşıp madde bağımlısı olmamışlardır. Tarihsel olarak kaçınılmaz olan budur. Çünkü kapitalizm gençliğe yoz kültürden, uyuşturucu ve alkolden başka bir şey vermemektedir. Onları her geçen gün intiharlara, depresyonlara sürüklemektedir. Gençler, ister sanat müziği dinlesin ister pop dinlesin ister metal dinlesin, bu yozlaşma ve yok oluş düzeni içinde erimektedirler. Tıpkı Metal müzik gibi sisteme isyan bayrağı açmış bir diğer müzik türü de raptir. Yine bugün yeraltı rap gruplarına baktığımızda milliyetçilik, alkol ve uyuşturucu artan değerlerdir.


Şu bir gerçektir ki Türkiye’deki metalci gençliğin %1’i bile satanist değildir. Hiç biri medyanın yansıttığı gibi hücre evlerinde toplanıp kan emmemektedir. Kendini Pokemon sanan çocuk balkondan atlayınca suçlu Pokemon çizgi filmi bulunup yasaklanmıştı, liselerde şiddet artınca tek sorumlusu Kurtlar Vadisiymiş gibi dizi yasaklanmıştı ve işte intihar eden gençler Metalci olup, fantastik kurgu oyunları ile ilgileniyorlar diye bu sefer de Metal müzik lanetleniyordu! Medya-Polis işbirliği ile yürütülüyordu bu operasyon. Bu konu üzerinde daha fazla zaman harcamaya gerek yok sanırım. Medya için gençlik her zaman tehlikeliydi ve ezilmesi gerekiyordu. Resmi anlayıştan dışarı çıktıkları an kafalarına vurulmalı! (Deniz Gezmiş’in yakalandığı dönemdeki Hürriyet’e bakmak gerekir. Utanmasalar onu da Satanist ilan edeceklerdi.)


Heavy Metal’in müzikal köklerine gelirsek, şöyle başlayabiliriz; “1960'lı yıllarda blues müziğin artık kılıfını yırtmasıyla , kulak patlatacak kadar yüksek müzik ile notalara dökülmesiyle , isyan başladı..”. Evet isyan başlamıştı. İlk Heavy Metal grupları rock ve blues ile ilgileniyorlardı. Kendileri de yeni bir türün öncüleri olduklarını bilmiyorlardı. Sadece tek bir amaçları vardı, “daha sert! Daha sert! Daha yüksek! Daha yüksek!”. Zamanla hızlanan ritimler, şeytani notalar, ilgi çekici bir o kadar da iğrenç sahne şovları…bunların hepsi birleşince ortaya çıkan şey Heavy Metal olarak adlandırıldı yıllar sonra. Black Sabbath, Alice Cooper, Jimi Hendrix, Judas Priest, Led Zeppelin, Deep Purple. Bunlar Heavy Metal’in öncüleri diyebileceğimiz isimlerdir. Sonrasındaki dönemde, İron Maiden, Blind Guardian, Death, Edguy, Helloween, Iced Earth, In Flames, ManOWaR, Metallica, Motörhead, PanterA… gibi gruplar Heavy Metal’i daha da ilerilere taşımışlardır. Tüm grupları saymaya kalksak herhalde dergi sayfaları yetmeyecektir.

Metal Müzik üzerine yeterli bir düzeyde araştırma asla yapılamamıştır. Burada vermeye çalıştığım bilgilerin hiç biri bilimsel verilere dayanmıyor. Fakat şu bir gerçektir ki metalci gençler ayrı bir dünyada yaşıyorlar. Bu dünyanın en güzel yanı da “diğerlerinin” yani “normal gençlerin” bu dünyadan bir haber olmasıdır. Pop dinleyen birisi metal dinleyemez, dinlese bile bass gitar ile elektrogitarın sesini ayırt edemez. Ya da Metal Barlarda ne oluyor bilemez, o kafa sallayan insanlardan her zaman çekinir, iğrenir.. Ve bu “normal gençler” yolda bir simsiyah metalci gördü mü ona iğrenir gözlerle bakar. İşte metalci gençlerin en çok da hoşuna giden budur. Dışlanmışlıklarını hat safhada gösterirler ve “ben buyum! Beğenmiyorsan gidebilirsin” derler. Pek çoğunda özgüven sorunu vardır ama bir araya geldiklerinde ya da kulaklığı taktıklarında tüm bu sorunları unuturlar.

Metal müzik üzerine bildiğim tek bir belgesel çalışması var “bir metalcinin yolculuğu” ki ilginçtir Kanal D’nin “home video” kuşağı altında Türkiye’de yayınlanmıştır. Kanal D’nin 90’lı yıllardaki ana haberleri ise tamamen metalci düşmanlığı ile doludur. Ama satacaksa neden metalciliği de popülerleştirmesinler ki? Bu belgesel denemesini tavsiye ediyorum. Göreceksiniz ki metalciler boş insanlar değildir. Her biri felsefe anlamında ve müzik bilgisi bakımından gelişmiş insanlardır. Heavy Metalci olan gençlerin pek çoğu aynı zamanda klasik müzik dinleyen ve kültürlü insanlardır. Türkiye özneline bakarsak da 78’kuşağının solcularının çocukları “metalci” olmuşlardır. Bugün her ne kadar yozlaşmış olsa da, Heavy Metal bir başkaldırıdır!

ALINTIDIR!.......
http://izmirliselibulteni.blogspot.com/2008/02/heavy-metal-kltr-zerine.html
ALINTIDIR!

YAZANIN ELİNE SAĞLIK. :)