29 Kasım 2009 Pazar

Check out Receive Notifications for new Album Releases

I found a cool website called Album Reminder

It notifies you of new music album releases of your favorite artists. The cool thing about this is that I will never miss any album releases of my favorite artists again.

1 Kasım 2009 Pazar

DURUŞMAYA DESTEK ETKİNLİĞİ




TİYATRO SANATÇILARI ÇOCUKLAR İÇİN OKUYACAK
     


TARİH: 3 KASIM SALI
SAAT: 16.00
YER: OYUNCULAR TİYATRO KAHVE


Adres: İstiklal Cad. Rumeli Pasajı . No. 48/4  Beyoğlu (Ağa Camii Yanı) Rebul Eczanesi Üstü
Telefon: (212) 2451314

Okuma Tiyatrosuna Katılacak Olan Sanatçılar:
Mehmet Atak, Övül Avkıran, Ayça Damgacı, Halil Ergün, Murat Garipaağaoğlu, Kenan Işık, Kerem Kurdoğlu, Nedim Saban,
 Ayşenil Şamlıoğlu, Adnan Tönel,
Sumru Yavrucuk, Berfin Zenderlioğlu



BUGÜN 3 KASIM 2009:
TMK MAĞDURU ÇOCUKLAR SORUNU HÂLÂ ÇÖZÜM BEKLİYOR!

TMK Mağduru Çocuklar ve Adalet Çağırıcıları adına Eylül ayı yoğun, yorucu ve üzüntü verici geçmişti. Çoğu Diyarbakır’da (12 duruşma), ama aynı zamanda Adana’da (3 duruşma) ve İzmir’de (1 duruşma) görülen davalarda 65 çocuk yargılanmıştı. Davalar genellikle Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ertelenmiş, Adana’da 6 Eylül’de görülen bir davada ise üç cocuğa 3 yıl 6’şar ay ve 17 yaşındaki M.A.’ya ise 15 yıl 80 gün ceza çıkmıştı.
Yorucu Eylül’den çok daha yorucu Ekim’e geçmeye kendimizi hazırlarken, TMK Mağduru Çocuklar’a, ailelerine ve Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları’na umut veren olumlu bir gelişmeyle karşılaştık: 29 Eylül günü Bakanlar Kurulu adına açıklama yapan hükümet sözcüsü Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Terörle Mücadele Kanunu Mağduru Çocuklar sorununun çözümü için TMK’da üç konuda (çocuklara da ceza arttırımı getiren madde, 16-18 yaş arası çocukları çocuk ağır cezalarda yargılamayı engelleyen madde ve yine aynı yaş grubu çocuklara aldıkları cezada erteleme, paraya çevirme, hükmün açıklanmasını geri bırakma ve seçenek yaptırımlar uygulamayı yasaklayan maddede) değişiklik yapılacağını açıklamaktaydı.
Bu sevindirici gelişmeyi hemen değerlendirip kendi bakışımız ve katkımızı yapmak üzere 1 Ekim’de bir açıklama yaptık. “TMK Mağduru Çocuklar Sorununun Ele Alınması Olumlu Ama Sorun Bu Yaklaşımla Çözülemez” başlığıyla dağıttığımız metinde şunları söylüyorduk:
Birinci olarak, bu değişiklikler yapıldığında, örneğin 90 ay ceza almış bir çocuğun cezası sadece yirmi ay azaltılmış olacak. Bu çocuklar, şimdiye kadar düşük ceza almış bazıları dışında en az 71 ay 10 gün ceza almışlardır. Aralarında 190 ay ceza almış çocuklar vardır. Bu cezalardan sadece 20 ay indirim sağlayacak bir değişikliğin bu sorunu çözmeyeceği açıktır.
İkinci olarak, çocukların tamamının, yaş farkına bakılmaksızın çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaları önemlidir. Ancak çocuklara yüksek cezalar verilmesine neden olan yasa maddeleri değişmediği sürece, çocuk ağır ceza hâkimlerinin de şimdikinden farklı kararlar vermesi mümkün olmayacaktır.
Üçüncü olarak, on altı – on sekiz yaş grubu çocuklara seçenek yaptırımları uygulanmasının yolunu açmak da önemlidir. Ancak bu yaptırımların uygulanabilmesi için, örneğin erteleme için en fazla üç yıl ceza verilmesi gerekir. Bunun için ise, çocuklara üç yıldan fazla ceza verilmesine yol açan kanun maddeleri değiştirilmelidir. Aksi takdirde,  bu değişiklik de çocukların büyük çoğunluğuna bir yarar getirmeyecektir.
Bizler Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları olarak sorunun hukuki açıdan çözümü için, Bakanlar Kurulu’nun açıklamasını da kapsayacak biçimde sekiz konuda yasa değişikliği yapılması gerektiği görüşündeyiz. Buna göre TMK’nın;
1.           Cezaları artıran maddesi (madde 5),
2.           Çocuklara, örgüt ilişkisi olmasa da örgüt üyeliğinden ceza verilmesi uygulamasını önlemek için konuyla bağlantılı maddesi (madde 2),
3.           Yüzünü kısmen veya tamamen kapatmak nedeniyle çocuklara örgüt propagandasından ceza vermeye yol açan maddesi (madde 7/2-a),
4.           On altı-onsekiz yaş grubu çocukların çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılanmasını engelleyen maddesi (madde 9),
5.           Aynı yaş grubundaki çocuklara hükmün açıklanmasını geri bırakma, erteleme, paraya çevirme ve seçenek yaptırıma çevirme yasağı getiren maddesi  (madde 13),
6.           Cezaların infazı ile şartla salıvermeyle ilgili maddesi (madde 17) ile,
7.           Türk Ceza Kanunu’nun çocuklara örgüt ilişkisi olmasa da örgüt üyeliğinden ceza verilmesine yol açan maddesi (madde 220/6) ve
8.           Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun taş atmayı güvenlik güçlerine silahlı direnme sayarak çocuklara ceza vermeye yol açan maddesi (madde 33-c),
çocuklar lehine değiştirilerek çocuk koruma hukukuna uygun hale getirilmelidir.
Dikkat edilirse Bakanlar Kurulu, önerdiğimiz çözümlerden 1, 4 ve 5. sıradakiler için değişiklik planlamaktadır. Diğer önerilerimiz dikkate alınmazsa TMK Mağduru Çocuklar sorunu gerçek anlamda çözüme kavuşmayacağından, Bakanlar Kurulu’nu, bu yaklaşımını gözden geçirmeye çağırıyoruz.
Bu çağrıyla yetinmedik, kafileler halinde meclise gidip milletvekilleri ve meclise dâhil olmayan diğer siyasetçilerle görüştük. Bundan bir süre sonra TMK Mağduru Çocuklar’ın annelerinden oluşan bir grupla tekrar meclise gittik. Mecliste ve siyasetçiler arasında kabul gördüğümüze, sorunun çocuk sorunu olarak görüldüğüne, Adalet Çağırıcıları’na hak verdiklerine şahit olduk. Çağırıcımız olan ya da olmayan gazeteci ve yazarlar, neredeyse okurlarına bıkkınlık verecek bollukta yazdılar, çizdiler ve sekiz maddelik değişiklikle çözülebilecek bu vicdan yarasına dikkat çekmeye devam ettiler.
Ancak 3 Kasım 2009’a eriştiğimiz şu anda sorunun bırakın bizim öngördüğümüz ve önerdiğimiz biçimde çözülmesini, 29 Eylül’de Cemil Çiçek’in aktardığı değişiklik çabası bile meclise gel(e)medi. Aradan bir aydan fazla zaman geçti ve TMK Mağduru Çocuklar tutuklu ya da tutuksuz olarak yargılanmaya, sıkıntı çekmeye ve adalet hissimizi zedeleyen kabul edilemez cezalar almaya devam etti. Üstüne üstlük, yeni tutuklamalar sayesinde aralarına yeni isimler de katıldı.

Ekim duruşmaları listesi şöyleydi:
·        2 Ekim’de İstanbul’da altı çocuk, her ikisi de 8,5 aydır tutuklu  15 yaşındaki G.B. ile 17 yaşındaki Y.A., 2 ay tutukluluğun ardından tahliye edilen 15 yaşındaki O.B. ve tutuksuz yargılanan 15 yaşındaki R.T. ile 17 yaşındaki R.A. ve R.Y. yargılandı. Tutuklu iki sanık da tahliye oldu ve duruşma 23 Aralık’a ertelendi.
·        6 Ekim’de Diyarbakır’da beş çocuk, 5 ay tutukluluktan sonra tahliye olan 15 yaşındaki B.A., M.A., Ş.A. ve B.S. ile 17 yaşındaki F.G.’nin duruşması 22 Aralık’a ertelendi.
·        Tutuksuz yargılanan 7 Vanlı çocuğun (15 yaşındaki A.K., B.S., D.K. ve V.A. ile 16 yaşındaki H.C. ve S.T.) duruşmaları 2 Aralık’a ertelendi.
·        Tutuklu olarak yargılanan Cizreli M.B.’nin 13 Ekim’de Diyarbakır’da görülen davası, 8 Aralık’a ertelendi.
·        20 Ekim’de Diyarbakır’da Nusaybinli iki çocuğun, 16 yaşındaki P.İ. ile 17 yaşındaki M.Ö. tahliye edildiler ama duruşma 11 Kasım’a ertelendi.
·        21 Ekim’de Adana’da 15 yaşındaki H.K., 16 yaşındaki İ.A. ve 17 yaşındaki K.G. 4 yıl 8’er ay ceza aldı. Adana’da 12 Ekim’de M.Ç. ve 19 Ekim’de M.A. aynı cezaya çaptırıldı. 21 Ekim itibarıyla Adana mahkemelerinde hapis cezası alan TMK Mağduru Çocuk sayısı 106 idi.
·        22 Ekim’de Diyarbakır’da 12-15 yaş arası ve tutuksuz yargılanan altı çocuğun (Ş.B., E.B., V.D., Ö.S., M.A. ve Ş.A.) duruşması vardı ve dava 12 Ocak 2010’a ertelendi. Diyarbakır’da aynı gün yargılanan 17 yaşındaki M.S.T.’nin davası da 17 Aralık’a ertelendi.
·        27 Ekim’de yine Diyarbakır’da 8 Batmanlı çocuk yargılandı. Bunlardan 16 yaşındaki A.E. 20 aydır tutuklu.
·        28 Ekim’de İstanbul’da yargılanan 18 yaşındaki V.A., yaklaşık bir sene önce Kasım 2008’de tutuklanmış. Yetim bir çocuk işçi olan V.A. annesinin deyimiyle “ekmeğine giderken tutuklanmış.” Duruşması 3 Mart 2010’a ertelendi. V.A. Mart’taki duruşmasına 14 aydır tutuklu olarak çıkacak.

Gelelim Kasım’a…
·        BUGÜN! 3 KASIM! İki ayrı şehirde üç ayrı duruşma var: Adana’da tam 15 Mersinli çocuk yargılanacak. Bunlardan 17 yaşındaki M.A. Şubat 2009’dan beri tutuklu; tutuksuz M.Ö. ve tutuklu N.İ. 13 yaşındalar. Diyarbakır’da görülecek iki davadan birincisinde 15 Şubat’tan beri tutuklu üç Batmanlı çocuk yargılanacak (15 yaşındaki İ.D., 16 yaşındaki A.A. ve 17 yaşındaki S.T.). İkinci davada ise Bismilli iki çocuk, yine Şubat’tan bu yana tutuklu 17 yaşındaki K.E. ile tutuksuz ve 16 yaşındaki K.G. yargılanacak.
·        5 Kasım’da Diyarbakır’da, 15 Şubat 2009’dan beri tutuklu, 16 yaşındaki K.A.’nın davası görülecek.
·        10 Kasım’da Diyarbakır’da, altı ay tutukluluğun ardından 16 Temmuz’da tahliye edilen G.G. ile S.K.’nın davaları görülecek. Aynı gün aynı yerde Mart 2009’dan beri tutuklu, Kızıltepe-Mardin’li, 16 yaşındaki A.B. de yargılanacak.
·        İzmir’de iki ayrı duruşma var: Bir süre önce tahliye edilen M.T., Y.T. ve V.T.’nin davası bir yanda görülürken, diğer yanda ikisi tutuklu üç çocuk daha yargılanacak. Bu ikinci gruptan A.G. şu anda 18’ini doldurdu; ama bu olana kadar 2 sene 2 ay tutuklu kaldı.
·        17 Kasım’da Diyarbakır’da, 8 ay tutukluluğun ardından 17 Mart’ta tahliye edilen 6 çocuğun davaları görülecek.
·        18 Kasım’da İstanbul’da 16 yaşındaki B.Y.’nin davası görülecek. B.Y. 20,5 aydır tutuklu.
·        19 Kasım’da Diyarbakır’da Cizreli ve 16 yaşındaki C.G. yargılanacak.
Son olarak bir Aralık başı dava haberi: 2 Aralık’ta Van’da 15 ve 16 yaşlarında 7 tutuksuz çocuk (A.K., B.S., D.K., H.C., S.T., Ş.Y., V.A.) yargılanacak.

Tutuklamalar
Ekim ayının başka üzüntüler getirdiğini de belirtmiştik: 14 Ekim’de, tam da TMK Mağduru Çocuk anneleri meclisi ziyaret ederken, Diyarbakır Ergani’de 5, Şırnak Beytülşebap’ta 4 ve Urfa’da 1 çocuk tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne getirildiler. Böylece Diyarbakır’da tutuklu çocuk sayısı 19 oldu. Bundan iki gün sonra, 16 Ekim’de Hakkari’de 14 yaşındaki L.S. ve 12 yaşındaki D.T., “polise taş attıkları” gerekçesiyle evlerinde tutuklandılar.

Bu sapmayı giderin, bu sorunu çözün!
Biz Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları olarak, bulunduğumuz her yerde bu sorunun ne kadar büyük ve ne kadar kapsamlı olduğunu anlatmaya çalıştık. Bir kez daha tekrar edelim: TMK Mağduru Çocuklar sorunu Türkiye’deki tüm kimlik ve kesimlerden çocukları tehdit eden büyük bir vicdan ve akıl sorunudur. Bu sorunu çözmek, bir reform bile değildir. Sadece uluslar arası ve ulusal hukukuyla “suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenen çocuk vardır” anlayışını geç de olsa kabul edip yürürlüğe koymuş ülkemizde var olan hukuksal ve pratik bir sapmadır. Gerekli değişikliklerin tamamı yerine getirilerek bu sapma giderilmeli, mağdurların maddi ve manevi kayıplarının karşılanması için planlı ve kapsamlı bir çaba harcanmalıdır.
Avrupa’da bazı ülkelerde kabul edilen çocukluk yaşı 22-23’e kadar çıkmakta. 2008 Dünya Psikoloji Kongresi’nde çocukluktan yetişkinliğe geçiş yaşı 23 olarak açıklandı. Dünyada genel olarak çocuğun iyiliğini gözeten, çocukları korumaya yönelik bir eğilim görülmekte. Bu yüzden uluslar arası hukuk, “mümkünse çocuğu yargılamadan bir yaptırım uygulayın, olmuyorsa ve hiç olmazsa tutuklamadan yargılayın” demekte. Burada söz konusu olan sadece iyi kalplilik değil, aynı zamanda akıllılıktır. Dünya nüfusunun hızla yaşlandığı bir konjonktürde, bir ülkenin genç nüfusunun yoğunluğu büyük bir güç, bir avantajdır. Türkiye bu avantajı kullanmalı, çocuklarını hapisten çıkartarak en iyi eğitimle donatmalıdır. Aydınlık bir gelecek genç nüfusun gereken eğitimle ve en sağlıklı koşullarda hazırlanmasından doğabilir ancak.
Artık bu akıl ve vicdan tutulması aşılsın! Gereken düzenlemeler yapılsın ve TMK Mağduru Çocuklar’ın mağduriyetine son verilsin.
Ebeveynlerinin ırkları, dinleri, milliyetleri, sınıf bağları, ideolojileri ne olursa olsun ve çocukların cinsiyetleri ne olursa olsun, çocuklar sadece ÇOCUK’tur!
Çocuk gibi yaşamak, çocuk gibi muamele görmek yeryüzündeki tüm çocukların hakkıdır. Hakkı olmalıdır!
HERKESİN ÇOCUKLAR İÇİN YAPABİLECEĞİ BİR ŞEY VARDIR!

19 Ekim 2009 Pazartesi

Kalıpların Anarşizmi!.... (ff deki anarşist öyle olmaz diyenlere ithafendir)

Şimdi nereden başlasam bilmiyorum. Solcuların, nurcuların yada bilmemkaçlamasının kafasın da nasıl bir anarşist portresi var ise ben de çözemedim. Muhtemelen nurcu ve faşistlerinki "terörist lan bunlar" ama solcuların, demokratların ve hatta liberallerin kafasındaki "anarşist" i çözemedim. Anarşist nedir' i açalım biraz.


" Anarşizm yanlış kavramlarla kuşatılmış bir siyasal felsefedir. Bunun temel nedeni ise anarşizmin gerçekten de basit sloganlarla ve parti çizgileri ile ifade edilemeyen farklı bir düşünüş tarzına sahip olmasıdır. Gerçekten de 10 anarşistten anarşizmi tanımlamalarını istersiniz, büyük bir ihtimalle 10 farklı cevap alırsınız. Anarşizm siyasi bir felsefe olmanın ötesinde; siyasi, pragmatik ve kişisel yanları kucaklamış bir yaşam tarzıdır."

 Alıntıdır yazının devamı için tıklayınız.

Şimdi bu kadar ve kesin tanımları olmayan bir şeyi nasıl kalıplara sokuyorsunuz? Ne yani, insanlar yada ideolojiler tornadan çıkmış mı olmalıdır? Yoksa bu sizin gönlünüzde yatan mı? 


Ff de başıma gelen bazı hadiseleri aktarayım, IMF protestoların da cam çerçeve inmesine tepki gösterdim "kofti anarşist" dendi, yetmedi karşı tarafın inandığı değerlere saygı gösterdim HAKLI OLDUĞU ZAMAN yanın da yer aldım "kofti anarşist" damgası yedim liste uzar gider. Evet anarşi isyandır, ama aynı zaman da herkes için eşitlik ister. Anarşist bireyler de isyankardır ama bunu molotof kokteyli ile de yapar fikirler ile. Anarşizm sorgulamaktır "neden" diye düşünebilmektir belki, ama şu bir gerçek ki kalıpları olan kişi yada bireyler "neden" diye soramazlar kalıplarını kıramadıkları sürece de anarşistiz  yada sen nasıl anarşistsin diyemezler.  Bu kadar basit. 


Anarşizm temelde bir felsefedir bana göre eşitliği ve düşünmeyi ister. Bunun insanın "farklı" olması ile alakası yoktur. 


Tabii memleketimin canım insanları işlerine gelmediği zaman "bok at izi kalsın" tadın da yazıyorlar asıl mesele de bu mu? yada anarşist nasıl olur diye bir el kitabı falan mı var? Var da benim mi haberim yok? Şimdi aklıma şu geldi. Eğer anarşistler tornadan çıkmış gibi tek tip olsaydı acaba anarşistim diyebilecekler miydi? Yoksa Propotkin yada Bakunin' in kemiklerini mi sızlatacaklardı? Tıpkı insanlar gibi anarşistler de farklıdır, bu kadar basit. Sonuç olarak bu bir ideolojidir, fikirdir, felsefedir ve düşünce biçimidir tıpkı komünistler gibi herkes aynı fikirde olmak değildir yada aynı bu kadar basit. Sadece kafanızdaki profile uymadı diye insan yada insanları "koftilik" ile suçlarsanız siz nesiniz lan tadın da cevap alınca da bozulmayacaksınız bu kadar basit. Neyse bari tornadan çıkmış anarşizminize cevap olarak ne olmadığımı yazayım da tam olsun. Anlatmaya çalıştığım şu hiç bir ideoloji yada din kalıplara sığmaz bu kadar basit bir insan bir şeyi savunuyorsa adam/kadın eşcinsel de olur, müslüman da kimseyi de ırgalamaz. Eşcinelliğin dinden çıkma sebebi olmadığını savunan müslümanlara yada emperyalizme sövüp windows kullanana "kofti solcu" yada "kofti müslüman" diyor musunuz?



1-) Hümanist değilim evet kesinlikle değilim, dünyayı insanlar batırdı bu kadar basit. 
2-) İnsanların yontulabileceğine inanmıyorum, bu yüzden de yontmak gibi bir niyetim yok ama dünyanın kurtuluşunun insanların yokolması ile olacağını düşünüyorum. Bu bağlamda faşizme yakınım da denebilir.

3-) Etoburum kuzu çevirme de en favori yemeğim. 
4-) İnsanların neye inandığı umrumda değil, onlar benim için sadece "insandır" o kadar neye inandıkları da umrumda değil. 
5-) Sola yakın falan hiç değilim sosyalizm yada komünizmin devlet eli ile kapitalizm den başka bir şey olmadığını düşünüyorum. 
6-) Ayrımların her türlüsüne karşıyım türbanlı da insan eşcinsel de gerisi sikim de bile değil. 
7-) Klasik müzik=Akortsuz Yaygara ben safkan metal dinlerim. 
8-) Hayat basittir ben de basit düşünürüm, bazen felsefeye girerim oda canım isterse karşımdakine göre değişir. 
9-) Küfürbazım, öyle terbiyeli yazdığıma bakmayın ağzımı açarsam recep ivedik yanım da halt eder. 
10-) Greenpeace vb.... ile işim olmaz hiçbirine güvenmiyorum. 


Neyse benden bu kadar. Eğer anladı iseniz yorum yazmayın, anlamadı ama anladı iseniz yorum gene yazmayın, yok anlamadı iseniz yorum yazabilersiniz bu kadar basit.

13 Ekim 2009 Salı

Öküzlük Manifestom

1-) Romantizm, kendini sanal gerçeklik ile aldatan kadının huysuzluk sebebidir anlamam.

2-) Kadınların ne istediğini bilmem, bilmekte istemem çoğu kendi de bilmiyor. 

3-) Hanımağa istedi diye ne kılığımı ne de dinlediğim müziği ne de kendimi değiştiririm.

4-) Kadın ile erkeğe eşit davranırım ikisinin yanın dada aynı küfürleri ederim çekinmem.

5-) Önemli günleri unuturum doğumgünlerini hatırlarım ama tanışma yıldönümü yada bu ay bilmem kaçıncı ayımız sikim de bile değildir sizin hüsnü kuruntunuz. 6-) Hani sizin ıyyy kroya bak dediğiniz tiplerden tek farkım, biraz daha entel dantel olmamdır yoksa bi bok bildiğim den değil

7-) Öküzlük layığı ile yapıldığın da kroluk değildir, kroluk viski nin yanın da pastırma da istemek değildir gerçi.

8-) Bekaret falan gibi takıntılarım olmadığı için genel de numara yaptığım sanılır ve öküz denir.

9-) Toplum' un örf ve adetlerini iplemem de sallamam da o yüzden öküz denir.

10-) İnsanların ne mal olduğunu kıvırmadan suratlarına söylerim öküz denir.

11-) Dünyayı sikime takmam öküz denir.

12-) Herkesin fikrini dinlerim ama hiçbirini siklemem o yüzden öküz denir.

13-) Haklıya haklı, haksıza haksız derim öküz denir.

14-) Kendim dahil herşeyi ti ye alırım öküz denir.

Kısaca sizin sandığınız sebeplerden parantez içine öküz kont yazmadım, toplumun normlarına uymadığım için kafadan öküz ilan edildiğim için s.kimde bile olmadığınızı göstermek için yazdım sizin öküz demeniz benim öküz olacağım anlamına gelmez o sizin benden duymak istediğinizdir ve sizin bana yakıştırdığınızdır, kutu gibi hayatınızdaki, kendi beyninizde yarattığınız boktan dünyanızdaki hayallerinizi neden yıkayım ki?

26 Eylül 2009 Cumartesi

Warez, release dünyası, "korsan" hakkın da bir kaç kelam!....

Eveettt en son myspace ve lastfm' in kapanmasından sonra, netdaş* toplantısı için hazırladığımama bir aksilik yüzünden katılamadığım sunumun bir kısmını buraya yazı olarak dökeceğim. Öncelikle warez nedir onu açalım.

"İnternet veya cd/dvd vb.... ortamlarda yapılan film, müzik, yazılım gibi paylaşımların genel adıdır" diyerek tanımı basitleştirelim. Daha ayrıntılı bilgi için Bkz.

Warez' in nasıl yayıldığı isoların yada filmlerin nasıl dağıldığı hakkında bilgi için de pclabs da ilgili makaleye buradan ulaşabilirsiniz. Benim anlatacaklarım nette olmayanlar, bu işin bir felsefesi var mı? Releaserlar yada release grupları bu işi babalarının hayrına mı yapıyor? gibi soruların cevaplarını bulacaksınız. Neyse, başlayalım.

1-) Warez yada release gruplarının felsefeleri var mı?

Aslın da bu biraz garip bir durum baba grupların çoğu amiga zamanlarındaki scene gruplarının devamı bir yerde özellikle yaptıkları keygenlere baktığınız zaman eski amigacılar hemen kapar olayı. ( Bildiğim kadarı ile bir tek futuremark 3d mark diye bir bench programı yaparak "davayı" sattı) Aslında örnek vermek gerekir ise (zaten biliyorsunuzdur) Reloaded, razor1911 vb... dir. Aslında bu işin ilk dönemlerin de bir felsefesi vardı yasalardaki boşluklardan yararlanarak "bilgiye eşit erişim" denilerek aklanıyordu. Zaman geçtikçe ve yasalar sertleştikçe savaşta kızışmaya başladı. Yapanların bir kısmı bunu ego tatmini için yapıyor (razor1911 örneğin) bazıları da hala inandığı şeyler için yapıyor, bazıları da para için yapıyor. Gerçi piratebay a kapatma davası açıldığında büyük grupların çoğu kapanırsa kapansın bana ne moduna girerken, reloaded' ın nfo larına (indirilen yada paylaşılan dosya ile ilgili bilgi içeren dosya) viva la resistance piratebay yazması kendi içlerin de bile anlaşamadıklarını gösterir ki zate rekabet halindedirler. Aslında bu işin bir felsefesi yok grupların felsefesi var denebilir.

Aslında biraz komplo teorisi üretir isek, şu anda interneti en etkin kullanan sektör porno sektörüdür, ve bunu o sektörün de web dünyasının "karanlık yüzü" olması sebebi ile bir yerde warez dünyası sağlamıştır, zaten bu iki oluşum da her daim birbirini destekler siz hiç normal reklam alan warez sitesi gördünüz mü? (astalavista, crackspider vb.... ). Peki amaç ne işte burada bir soru işareti beliriyor, bilinenin aksine warez grupları para kazanıyor bir topsite ın maliyetleri yıllık milyon usd leri bulabilirken "bağışlar" ile bunun sağlanabileceğini mi düşünüyorsunuz? En azından bana anlatmayın, neye inandığınızı bilmiyorum ben inanmıyorum.

Şimdi gelelim warez yada release grupları bu işin babalarının hayrına mı yapıyor kısmına. Ben açıkçası sanmıyorum. Metallica' nın Deathmagnetic albümünü düşünün (aklımdaki en yakın örnek o) Fransa' da bir müzik marketin erken satışa sunduğu "iddia" edilmişti albümün çıkmasına 2 hafta vardı. Şimdi bu medyaya düştüğün de kaç milyon usd lik bir reklam parsası oluştu sizce? İsteseler bu albümü 100 milyon usd ler ile böyle tanıtamazlardı tabii bu arada da İngiltere ve Fransa da telif yasalarının sertleştirilmesine internette kişisel özgürlükleri kısıtlayacak kararlar çıkıyordu. Şimdi bu release "bilgiye eşit oranda ulaşım" ilkesini delip geçti mi geçmedi mi? Peki 100 milyonlarca usd lik reklam yapan bir grup yada plak firması sizce bu işi bedavaya yapar mı? Sanmıyorum. Bazı gruplar ile danışıklı dövüşün olduğunu düşünüyorum ben. Ve evet ikinci örneğimiz de metallica dan Napster' ı hatırlayın Metallica' nın açtığı dava Riaa (bizdeki uzantısı müyap) elini güçlendirmedi mi? İnsanlar para cezasına çarptırılmadı mı? Ve telif ile ilgili kişisel gizlilik ilkeleri delinmeye başlamadı mı? En son örneği nereden versem dedim aklıma half life 2 geldi. Bildiğiniz üzere oyun yapım aşamasında iken, oyunun kodları çalınıp derlenip release edilmişti. Peki halflife 2 nasıl oldu da mükemmel bir başarı yakaladı?

Aslında burada mesele şu yayıncılar yada telif sahipleri düzenin (burada argo anlamında da kullanabilirsiniz) değişmesini istemiyorlar. Gerek müzik, gerek yazılım gerek ise film endüstrisi başta geliyor. Sebebini soracak olursanız, sonuç olarak yeni dağıtım kanallarını kullanmamak, sanatçıların kendi kendilerine yayın yapmalarını engellemek istiyorlar çünkü eğer telifler olmasa plak şirketleri para kazanamayacak ama Radiohead gibi albümünü internette bedava yayınlayıp dileyen bağış yapabilir gibi örnekler tuttukça daha sertleşiyorlar dahası gene korsanı kullanıp lobi yaparak insanların kişisel haklarını ellerinden alıp ve gene korsanı kullanarak hayatta yapamayacakları reklamları bedavaya yapıp üste lobi için zemin hazırlıyorlar. Aslında Mü-yap denen zerzevat kurumun lastfm ve myspace' i KAPATTIRMASI da bağımsız sanatçıların plak şirketlerine mecbur kalmalarını sağlayan bir hamle idi dahası "nasıl yolarız" ı düşünmenin başka versiyonu idi. Aslında Riaa ve Müyap gibi kurumları çok okumuş cahillerin yönettiğini düşünüyorum. Dünya son 20 yılda çok değişti, ve buna ayak uyduramayıp fii tarihinden kalma yöntemler ile eskiye dönmeye çalıştıklarını düşünüyorum ama atladıkları nokta şu baskı karşı çıkmayı da beraberinde getirir. Neden yok edemedikleri ve edemeyecekleri de bir önceki cümlede belli de ğil mi?

Bakın Itunes' a şu ana kadar milyonlarca şarkı satılmış, amazon.com pdf lere reklam vermenin patentini almış yani yakında reklamlara katlanarakta olsa, bedava kitap okuyabileceğiz. Peki bu durum da suçlu kim? Warez mi korsanı yarattı yoksa, endüstriler mi? Önce onun cevabını versek?

*netdaş: http://friendfeed.com/netdas

28 Ağustos 2009 Cuma

Türkiye Korsan Partisi Hareketi ilk adımı attı

Pclabs' dan Emirhan DÖNGEL' in kaleme aldığı korsan parti nin ilk adımı attığına dair haber!.... Metin birebir alıntıdır. Kaynak


Türkiye Korsan Partisi hareketi daha önce İsveç'te kurulan ve kısa sürede İsveç'in en büyük siyasi parti olmayı başaran Pirate Party'den hareketle Türkiye'de de başlanan bir hareket. Adından da anlaşılacağı gibi demişler ama aslında hareketin amacı adının ima ettiğinden çok daha hassas bir noktaya temas ediyor.

Yeni forumlarımızda açılan bu konuyu ana sayfaya aktararak haber verecektik ama üstünde biraz daha yorum yapmak gerektiğini düşündük. Wikipedia'ya göre Pirate Party, yani bu tip partilerin İsveç'teki öncüsü 2006 yılında katıldığı ilk seçimlerden İsveç'te %0.63 oy almış. 2009 Avrupa Parlementosu seçimlerinde ise %7.13'lük bir oy oranına ulaşmış. Bu süreçte Hristiyan Demokratlardan da daha fazla üye sayısına ulaşmış. Mevcut durumda Avrupa Parlementosunda bir koltuk sahibi olabiliyorlar -Lizbon Anlaşmasıyla iki koltuk olabilir.

Şu anda Pirate Party İsveç'in üçüncü en büyük siyasi partisi. Partinin "gençlik kolu" durumundaki Genç Korsan(lar) ise İsveç'in şu anda en geniş siyasi gençlik oluşumu konumunda.

Türkiye Korsan Partisi Hareketi ise kendilerini burada tarif ediyor. Korsan Partisi hedefleri şöyle sıralanmış:

Şu an 33 ülkede faaliyet gösteren Korsan Partisi'nin odaklandığı ortak noktalar şunlardır:

* Gelişmekte olan bilgi toplumunun yasal düzenlemelerini teşvik etmek.
* Adaletsiz ve tek yönlü çalışan telif hakları yasalarını yeniden ele alarak değiştirmek.
* Özel tekellerin patentler vasıtasıyla ellerinde bulundurduğu gücü kısıtlamak. Patent haklarını halk yararına çalışacak şekilde yeniden düzenlemek. Böylece inovasyonu sürdürülebilir kılmak.
* Terör, çocuk pornosu gibi konular bahane edilerek hiçe sayılan kişilik hakları ve mahremiyeti yeniden inşa etmek. Teknik takip süreçlerini düzeltmek. Yetkileri yeniden düzenlemek.


Bir de Türkiye'ye has sorunlar sayfasına gözatmak gerekiyor. Korsan Partisi'nin (yurtdışında da geçerli olarak) temellerinde geleneksel siyasi parti anlayışımızdan çok farklı bir tanım yatıyor: Ne sağ, ne sol. Siyasi oluşumlar genellikle sağ, sol, merkez sağ, merkez sol gibi şablonlarla değerlendirilirler ve kendilerini de bu şekilde tanımlarlar. Korsan Partisi Hareketi (ve sonunda kurulabilecek Türkiye Korsan Partisi) ise sağ ya da sol siyasi fikirlerle ilişkili değil. Türkiye'ye has sorunlar sayfasından birincil önceliğe sahip konuların listesini alıntılayalım:

  • İletişim ve mahremiyet özgürlüklerinin güvence altına alınmaması.
  • Sitelere erişimin engellenmesine yönelik düzenlemelerdeki muğlak tanımların netleştirilmesi.
  • İnternete sansür uygulayan kurumların yetki alanlarının sınırlandırılması.
  • Telif haklarını temsil eden kuruluşların hukuki takiplerindeki çarpıklıkların giderilmesi.
  • Teknik takip, telefon dinleme, internet iletişimini denetleme konularının kimleri kapsayarak, ne amaçla, hangi metodla, hangi yetkiyle ve hangi ölçekte sürdürüldüğünün araştırılması.
  • İnternete yönelik kanun ve yönetmeliklere alternatif bir çalışma yürütmek ve öneri götürmek.
  • Kişisel Mahremiyet Kanunu (Kişisel Verileri Koruma Kanunu?) için girişimlerde bulunmak.
  • Bilginin bir kamu malı olduğu bilinciyle, özgür dolaşımını savunmak

Türkiye'de Korsan Partisi'nin hedeflediği konular aslında İnternet Toplumu'nda uzun zamandır tartışılan İnternet düzenlemelerini içeriyor. Ülkemizin İnternetle ilgili düzenlemelerinin yetersiz olduğunu epeydir tartışıyoruz. Bu düzenlemelerin muhtemelen konuyla ilgili teknik yeterliliğe sahip olmayan takımlar tarafından hazırlanmasından ve belki de yetişmiş eleman eksikliğinden dolayı Türkiye'de özellikle İnternet erişim kısıtlamaları açısından derin aksaklıklar yaşanabiliyor. Korsan Partisi özünde telif yasalarıyla uğraşıyor olsa da Türkiye Korsan Partisi Hareketi ülkemizdeki bu aksaklıklara da eğilmeyi vaadediyor.
Ülkemizde böyle bir siyasi yapılanmanın ne derece mümkün olduğunu ise zaman gösterecek.




21 Ağustos 2009 Cuma

Diyanetin Metalci Açılımı!.....




18 Temmuz da Uni-rock festivalinde kreator konseri öncesi tutuklanan 5 genç arkadaştan sonra medya da ve sağda solda "metalci" leri sahiplenme açılımı başlayı verdi. Ha öncesin de başbakan pardon padişahımızın "Gençlerimizin halini gördüm ahlaki erozyona uğramışlardı" babında kurduğu cümleden sonra -bu adam ne içtiyse aynısından istiyorum belli ki kafa yapıyor- neyse ahlaki erozyon ile burada epey yazmıştım ufaktan konumuza dönelim.


Diyanet yeni afişlerinde hacı bir dede ile maiden t-shirt lü bir vatandaşı kullanacakmış haber için buraya bakabilirsiniz. Buraya kadar her şey normal, sorun yok denebilir hatta. Önce Chp nin metalci açılımı ile başlayıp, tüm Türkiyeye metalcileri rezil eden 3-5 hırtından sonra Akp üsküdar gençlik kolu başkanının "gençler asi olur" diye metalcileri sömürmesi, üstüne de bu. Neyse şimdi 8-9 sene öncesine gidelim.

Medya ve bir kaç tane hırt ın gazı ile tüm siyah giyenler satanist ilan ediliverdi, o zaman iyi davranmak yerine odunla karşılık görüyorduk. Şimdi ise altın kaplama oy potansiyeli olarak görülüyoruz. Yani "farkımıza duydukları saygıdan değil, bakın bir herkesi kucaklayabiliriz" denmek için kullanılıyoruz -ki yıllardır kucaklanan hep aynı kucaklayan değişmedi memlekette-. Ayrıca bu fikrin sahibi zatı muhterem hiç hayatın da iron maiden dinlemiş mi? Yada o T-shirt ü giyen gerzek? Iron maiden ın şarkı sözlerine baktınız mı? Yada metal müzik içerisindeki genel duruş ve durumlara? Hallowed by thy name idama giden bir adamı anlatır ve şarkının nakaratına yakın biri dedi tanrı seninle olsun/eğer bir tanrı var ise neden benim ölmeme izin veriyor der. E şimdi bu kadar açık bir şekilde durumunu belli eden bir grupu "açılımınız" için niye kullanmaya kalkıyorsunuz ki? Siz değilmiydiniz yıllarca bize satanist, grup sekis yapıyorlar eki eki, yada metalci kızlar veriyormuş abi modunda gezinen? Diyanet değilmiydi ilk satanik mevzusu koptuğunda metal müzik caiz değildi diyen?

Ulan var ya işin içinde rant olmasa bunu da yapmazdınız yahu? AYrıca bizim bilinçli olanlarımızın öyle açılıma falan ihtiyacı yok, zaten durduğumuz yer belli siz bizi özenti rockerlar ile karıştırıyor olmayasınız? Haydi onu geçtim, daha 1 ay önce bağlı bulunduğunuz kişi bizi ahlaki erozyon ile suçlamadı mı? Hayır kazık kadar adamları ahlaki erozyondan kurtarmak üzmez gibileri savunanlara mı düştü? (diyanetin fetvalarını biraz irdeleyin).

Sayın diyanet işleri ramazan ayında iftardan sonra içki içmek günah değildir diye fetva veren siz değil miydiniz? Üstelik temsil ettiğiniz din de içkinin kesinlikle yasak olduğundan bahsederken? AYnı şey cinsel ilişki için de geçerli oda ramazan süresince yasaktır. Zira Oruç tutmanın amacı nefsi kontrol etmek olduğu gibi, aç olanların durumunu da görmektir. Bunları üst üste koyunca, bu metalci açılımını daha temsil ettiği dinden bile haberi olmayanların yaptığı gerçeği ortaya çıkıyor. Daha sayarım ama, devam edeyim.

Şimdi, babamız bize "gemöicik" almıyor, üniversitelerden fazla ödenek size aktarılıyor, etrafımız da üzmez ve saz arkadaşlarına benzeyenler yok, banka hortumlamadık, namaza dolar kazanmak için durmadık (namaz da kılmam ayrı mesele), insanların inançlarını sömürmedik, ve bütün bunları yapanlar yıllarca bizi hor gördü şimdi siz bizi neyden kurtarmaya çalışıyorsunuz acaba?

Neyse yazımı Kreator-Enemy of god ile bitireyim belki "kapak" olur.



Arkasından da Morbid Angel - "God of Emptiness" gelsin. iyi kapaklar. :)